Book Now
Barla’da okuma programı
İman kurtarma dâvâsının anavatanı, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risâle-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkez…
Barla’da okuma programı

Barla…

İman kurtarma dâvâsının anavatanı, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risâle-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkez…

Eskişehir’den arkadaşlarımızla geçtiğimiz Pazar günü, bir haftamızı en iyi şekilde değerlendirmek üzere, Risâle-i Nur’u daha çok ve programlı bir şekilde okumak, anlamak ve Risâle-i Nur’un yazıldığı mekânları temâşâ etmek amacıyla Yeni Asya Vakfı Barla Sosyal Tesislerine geldik.

Sabahın erken saatlerinden ikindi sonrasına kadar yaptığımız okuma ve sohbetlerden sonra, hergün farklı yerleri dolaştık.

Programımızın ilk günü, uluçınarın yanında, Üstadın içinde hayatının bir kısmını geçirmiş olduğu ahşap, iki odalı eve gittik. Yıllara meydan okurcasına dimdik ayakta duran bu küçük eve, önündeki ulu çınar ağacı büyük bir heybet katıyordu. Evin ön penceresinden Eğirdir Gölünün ve gölün arkasındaki ufukla imtizaç etmiş mavi dağların güzelliğini görünce, Üstadın tefekkür cephesiyle bakmaya çalıştık bu güzel Sani-i Zülcelâl’in san’at eserlerine.

İkinci gün ‘Cennet Bahçesi’ydi menzilimiz. Kuş cıvıltılarıyla karşılandığımız bu ferah mekânda, farklı ağaçlardaki o olgunlaşmış taze meyveleri, rengârenk çiçekleri görünce “Burası Cennetin sanki dünyadaki bir numunesi” demekten alamadık kendimizi… Lisan-ı halleriyle zikreden bu zîhayatlara, biz de ikindi tesbihâtı ve arkasından kısa bir dersle eşlik ettik.

Üçüncü gün Isparta ve Balıkesir’den aynı amaçlarla Barla’ya gelen kardeşlerimizle buluşmak, tanışmak ayrı bir güzellik kattı programımıza. Yüzlerine nur aksetmiş, gönüllerinde nurları taşıyan dostlarımızla Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (asm) sembolü olan güllerin diyarı Isparta’da, nurların diyarı Barla’da karşılıklı hoşsohbetlerde bulunduk. Kısa bir tanışma faslından sonra, sıcak çaylarımızı içerken illerimizde yapılan hizmetlerle ilgili fikir alış verişleri yaptık. Birbirlerini hiç tanımayan, Türkiye’nin dört bir yanından gelen bu nurlu genç kardeşlerimiz uhuvvet sırrını sinelerine yerleştirmiş olmalarından olsa gerek, uzun yıllardır tanışıyorlarmışçasına kucaklaşıp selâmlaşıyorlardı. Dinlediğimiz güzel bir sohbetten sonra onlarla vedalaşırken karşılıklı cennet bahçelerinde buluşma dileklerimiz ortak duâlarımızdandı.

Dördüncü günkü menzilimiz Çam Dağı, gerçekten bir başka güzellik bir başka manevî atmosfer katıyor Barla’ya. İsminin hakkını vermek istercesine çam ağaçlarıyla bezenmiş. Üstadın Risâle-i Nurları telif ettiği, okuduğu, bir tefekkür mekânı olan katran ağacının bulunduğu yere gittik. Üstadın tâbiriyle Barla denizinin (Eğirdir Gölü), Isparta’nın yüksek dağlarının küçük ovalarının rahatlıkla izlenip temâşâ edilebileceği bu harika manzaranın ev sahibi katran ağacı yoktu ortada. Üstaddan sonra fazla yaşamamış o da. “Her canlı ölümü tadacaktır” âyetinin tecellîsini göstererek ayrılmıştı aramızdan. Şimdi sadece kurumuş bir kök duruyor katran ağacının yerinde.

Balıkesirli arkadaşlarımızla burada da kısa bir sohbet yaptıktan sonra, bir ilâhî takıldı dilimize:

Aziz Üstadım benim seni çokça üzmüşler
Eritmişler mum gibi imbiklerden süzmüşler
Karakollar hapisler olmuş sana hep durak
Sensiz gönlüm hüzünlü, sensiz ömrüm hep çorak

İman ilmini verdin Kur’ân’dan ders alarak
En büyük hizmet ettin bu vatanda kalarak
Affet bizi Üstadım seni çok seviyoruz
Artık kadrin kıymetin bizler de biliyoruz..

Okunan bir Yasin-i Şerif’ten sonra bu hürriyet kokan yalçın kayalardan yavaş yavaş inerken, Üstadın Çam Dağı için “Bu menzilleri Yıldız Sarayına değişmem” demesinin sebebini daha iyi anlıyorduk.

Beşinci gün öğleden sonra hep uzaktan uzağa seyrederek tefekkür ufkumuzu genişlettiğimiz ‘Barla denizi’ni bir de yakından görelim dedik ve Eğirdir’e gittik. İlâhiler eşliğinde güzel bir tekne turu yaptık. Tekrar Barla’ya geldiğimizde ise nur hizmetinde büyük emekleri geçen Bayram Yüksel ve Ali Uçar Ağabeylerin kabirlerini ziyaret ettik.

Son günümüzde ise Üstadın fahrî imamlık yaptığı ‘Said Nursî Mescidi’ni ve Barla’dayken ara sıra ikamet ettiği evi ziyaret ettik.

Barla’ya veda vakti geldiğinde hepimizin yüzünde bir hüzün olmasına rağmen dolu dolu bir hafta geçirmenin huzuru vardı yüreklerimizde. Bir haftamızı vermiştik ama binler haftaya bedel bir sermayeyle dönüyorduk evlerimize. Ayrıca bu okuma programının bu yıl aramızdan ayrılacak olan üniversite dershane talebeleriyle son günlerimiz olduğunu düşünerek biraz hüzünlensek de, Risâle-i Nur mesleğinin “Birimiz dünyada, birimiz ahirette, birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz şimalde, birimiz cenupta olsak da, biz yine birbirimizle beraberiz” düsturu gönüllerimize serin sular serpti. Yeniden aynı mekânda buluşmak dileklerimizle ayrıldık bu nur menzilinden, Barla’dan…

Şule ZENGİN

Mesaj bırakın